Bugun...
HERŞEY 400 VEKİL İÇİN!


EMRE NERGİZ
 
 

400 Vekil verin bu işi HUZURLA Halledelim !
 
Gerçekleştirilen seçim ile altı çizilerek vurgulanan 'Halkın seçtiği CUMHURBAŞKANI' sıfatıyla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının belirlediği hak ve hürriyetler nispetinde ülkenin CUMHURBAŞKANLIĞI görevini yürütmek için 'seçilen' ama seçildiği günden itibaren halkın yaptığı seçimi büyük bir saygısızlık  örneğiyle hiçe sayarak kendisini 'BAŞKAN' ilan eden Sayın recep tayyip erdoğan;
 
Hiçbir görevi ve uygun sıfatı bulunmadığı halde seçimler öncesinde halktan akp için oy toplayan ve herkese eşit mesafede davranması gerekirken siyaseti dizayn etmeye çalışan bir profil sergilemişti ve fetih programlarını bile bu saçma miting benzeri programlara alet etmişti. Çünkü yerine atadığı 'BAŞBAKAN' daha çok emir eri/yaver gibi çalışıyordu.
 
Çıktığı mitinge kimse gelmiyor, konuşmaları halefine göre çok basit ve hitabeti de bir o kadar kötüydü. Bu sorunu erken fark eden akp organizasyonunun sahibi erdoğan derhal müdahale kararı alıp meydanlarda oy toplamıştı. Oy toplarken de talep etmiyor adeta emrediyordu. ''400 vekil verin bu işi HUZURLA halledelim'' deyip halkı tehdit ediyordu. Bunu söylerken halkı aptal yerine koyma hadsizliğini gösterip 'parti ismi vermiyorum' diyordu.
 
Peki biz sormayacak mıyız; hdpden 400 vekil verilse ne yapabilirsiniz sayın cumhurbaşkanı ? Ve burada hiç kimsenin sorgulamaması da enteresan olan önemli bir soru da şu idi ; 400 vekil verilmez ise HUZURLA halletmek yerine nasıl bir yol izleyecekti erdoğan ?
 
Ve halk iradesini ortaya koydu, seçim bitti sonuçlar açıklandı. Halk artık bu ülkeyi akp nin tek başına iktidarı ile yönetmesini istemediğini ilan etti. Koalisyon kurun talimatı verdi siyasi partilere. Ve Cumhurbaşkanı seçimlerin sonucunda yaptığı ilk açıklamasında; Bakanlar Kurulunu kurma yetkisini siyaseten etik bulduğu biçimiyle 'ÖNCELİKLE' en çok oyu alan siyasi parti liderine vereceğini, koalisyon kurulamaz ise 2. en yüksek oyu alan siyasi parti liderine görevi vereceğini söylemişti.
 
Hükumet kurma görevini 1. parti olduğu için alan davutoğlu bütün partilerle koalisyon için görüşmeler yapmaya başladı. Davutoğlu görüşüyordu herkesin şartlarını duymak istiyordu, ama şartları müzakere edip bir orta yol bulup devleti hükumetsiz bırakmamak gibi bir gayesi olduğunu en başından beri düşündürmüyordu.
 
Dönüşümlü başbakanlık isteyen chp yi reddediyordu, çözüm süreci diye kuluçkaya yatırılan ihanet sürecinin bitirilmesi ve yolsuzluk konularındaki gölgenin ülke üzerinden kaldırılmasını talep eden Mhp'yi reddediyordu, birçok milletvekili önceki dönem kendilerinde vekil olan hdpyi ise hiç dikkate almıyordu.
 
Olumsuz bir arayış sürecinin ardından davutoğlu görevi cumhurbaşkanına teslim ederken, cumhurbaşkanı yine her zaman ki tavrı ile çark ediyordu ve 'beştepe yolunu bilmeyene görev vermem' diyerek ülkenin başsız kalmasını ve istediği olmazsa kaosu sürdüreceğini kibrinden sıyrılamadığı için kabul ediyordu.
 
Sonuç olarak erken seçimi işaret ediyordu. Her fırsatta ülkeyi birleştirmeyi ve ayrılıkçı fikirleri kabul etmediğini beyan eden akpnin önünde çok büyük bir fırsat vardı aslında. Madem ülkede bütünleşmeyi sağlamak istiyorduk ve bunda samimi idik. Bütün parti temsilcileri bir araya gelip (ki bu partiler tamamıyla uç görüştekiler bu partilerin tamamı tek ses olup ülkeyi 'layıkı' ile yönetirse istikrar ve kalkınma kaçınılmaz olur) siyaset üstü bir tavırla önce meclis bütünleşmeli idi. Öyle ya 550 temsilci sadece milletvekili maaş zamları konusunda tek ses olmamalı...
 
Sonuç olarak KORKUTULAN oldu. 400 milletvekili verilmedi verilmediği gibi azınlık hükumetine destek bekleyen akpnin beklentileri de boşa çıktı. Seçim hükumeti gibi bir riski kart olarak açamadılar dahi çünkü bunu göze almaları ters tepebilirdi. Sırf akpnin 18 milletvekili eksiğinin kapatılması için erken seçime gidileceğini de unutmamak gerek! Seçimin ardından palazlanan terör olayları çok ironik noktalara geldi.
 
akpnin kendi vekilleri çözüm veya silah bırakmanın olmadığını, çekilme yerine kadroların genişletildiğini ve şehir merkezlerine 8.000 silah ile aşırı miktarda bomba materyallerinin taşındığını ve buna göz yumduklarını söylerken ihanetlerini itiraf etti. Evet akp tek başına iktidar olamadığı için, 400 vekil verilmediği için 'iş HUZURLA' çözülmüyordu.
 
Biz başta olmazsak Euro/Dolar işte böyle başını alır gider deniyordu. İşte her gün böyle şehit haberleri gelir deniliyordu. Yani ülkede verilmeyen vekillerin kızgınlığının fırtınası hakim oluyordu. Günlerdir gelen şehit haberlerine, özerklik ilan edilen illere ve ilçelere, şehir merkezlerinde roketle gezen teröristlere hiç kimse değinmiyordu.
 
Ülkenin bir gecede ettiği maddi zararın 11 milyar dolar olduğunu kimse açıklamıyordu. Ülkenin iç savaşın eşiğinde olduğunu, güvenlik güçlerinin artık tamamen şahsi vatan aşkları ile olaylara müdahale ettiklerini kimse duyurmuyordu. Bu olan bitene karşı kimse kendini sorumlu hissetmiyor ve ne olursa olsun mücadele edeceğiz demekle yetiniyordu...
 
Ama 400 vekil verilse idi bu hikaye HUZURLA yazılırdı...!


Bu yazı 507 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI